29 Aralık 2007 Cumartesi

öyle bir geçer zaman ki...

4 gün önce 25 Aralığı gösterdi takvim pek çokları için noeldi,kutlandı,hediyeler verildi dünyanın çesitli yerlerinde
bugün pek onemliydi Hrıstıyan alemi için...benim icin de öyleydi ama noel olduğu icin değil. evet Hz.Isa`nın doğum günüydü belki ve yeterince kutlayanı vardı
. benim icin 25 Aralik Büşra`nin doğum günydü.cok az insan icin birsey ifade ediyordu belki büşrayı tanıyan şanslı insanlar için, ama benim icin cok şey ifade ediyordu .
hayatta varlığına, uzakta bile olsa sınırsız ihtiyaç duyduğunuz insanlar vardir işte o benim için böyle biri, arkadaşım, ablam, sırdaşım pek cok şey oldu benim için geçen zamanda, hep mesafeler vardı aramızda, hep yazılan yada yazılması hayal edilen ama gönderilmeyen mektuplar, kavuşmalar vardı, kavuşması güzel ayrılması zor zamanlar, bir sürü kavga, kırgınlık ama hepsi geçen zamanın içinde küçücük ,kocaman bir çocukluk...insan bazen pek çok şey düşünüyor bir günde...seslerin arasında "bu arada doğum günün kutlu olsun" dediği birine aslında pek cok şey söylüyor içinde...susuyorum, her insan pek çok insandan etkilenerek olduğu kişi olmuştur bence benimde etkilendiğim kisilerden biri doğmus bu günde o olmasaydı ben ben olmaz mıydım diye düşünüyorum olurdum mutlaka ama belki bir parça farklı olurdum,farkında olmazdım ama mutlaka bir tarafım eksik olurdu.cünkü onun yerini kimse dolduramazdi, dolduramadi, dolduramayacak...

şimdi uzakta olan birini özlemek bu yaz da gelmez herhalde demek, gelse de ne olur ne yapabiliriz ki diye düşünmek, şartlar değişti, hayat değişti, o değişti, ben değiştim demek...sonra hatırlamak yapmadıklarım yüzünden kim bilir kaç kez kırılmış olabileceğini, yine de gelsin bir sarılırım baska şey istemem demek, sormak kendine acaba biliyor mu onu böyle sevdiğimi, nasıl değer verdiğimi, çok özlediğimi?

13 Aralık 2007 Perşembe

bir kitap...biraz şikayet

son günlerde tramwayın reklam bölümüne asılan bir ilan dikkatimi çekti ilan kendini dünyanın en akıllı insanı ilan(ve zann)eden Erdal Demirkıran'a ait ismi de Sen Şimdi Gidecen ya Cehennem'in Dibine Git Ben Bağrıma Taş Basarım (Bağır Taşı Hediyeli) şeklinde kitabı tanıtım amaçlı yazılan yazı ise Sevdin mi Mecnun gibi sevip düşme çöle...

Sevdin mi Ferhat gibi sev hiç olmazsa;
git dağ del, su getir köyüne de aşkın bir işe yarasın!

şeklinde...yazar aşkı genelin aksine olumsuz bir şekilde ele alıyormuş...internette bahsedilenlere göre.Olabilir mümkündür kendisine göre enteresan bir konu belirlemiş, sloganlar falan bulmuş...ama ben(ki genellikle yazı dili ile konuşma dili arasında uçurum olmasından hoşlanmam, kimi zaman konuştuğum gibi yazmayı da tercih ederim)bile yazarın kitaba isim verireken bile fazlasıyla belli ettiği üslubundan rahatsız oldum. belki sohbet ortamında böyle konuşarak çevresindekileri güldürüyor, eğlendiriyordur ama bunda mizah görmek zor, antipatikliği de cabası üstelik kitabın ismi kitabı ilgi çekici kılmaktan çok göze batıcı hale getirmiş galiba ya yazar dünyanın en akıllı insanı olduğundan bu ayrımı iyi belirleyememiş yada bu üslubun kendisine edebiyatla değil kısa sürede okunan,eğlendiren, fakat hiç bir etkisi ve faydası olmayan kitaplara ilgi duyan bir okur kitlesi oluşturmaya çalışmış yada zaten Erdal Dmirkıran'ın zaten böyle bir okur kitlesi varmış da benim haberim yokmuş.bir de bu duruma başka bir açıdan baktım, tamamen kendi açımdan bir ihtimal gelecek mesleğim olan "kütüphanecilik" açısından. katologlama derslerinde sık sık yürüttüğümüz mantığa başvurdum, "katologlama yapıyorsun ve kitap eline geldi hadi nitelemeni yap"...bir kere ilk tepkim antipatik kitap kapağına küçümseyerek bakmak ve elime alıp almamakta tereddüt etmek olur diye düşünüyorum...sonra, temel girişi falan geçtim kitabın ismini asla girmek istemem şeklinde tahminim bir kere çok uzun bir kısmını almak olmaz; muhtemelen iç kapakta tamamı vardır,bir yandanda "zavallı kullanıcılarım bu kitabı okumazlar inşallah "diye iç geçiriyor olmam da pek muhtemel,aynı anda biz buna para mı verdik? kim yapıyor burada satın almayı?şeklinde hayıflanmalarda gerçekleşirdi herhalde...kısacası bu kitap bende sadece ilanlarıyla hem bir okur hem bir kütüphaneci adayı olarak önyargı oluşturdu ve bu hiç sevmediğim içeriğini bilmeden, gerçek bir değerlendirme yapmadan eleştiri yapmama neden oldu...

12 Aralık 2007 Çarşamba

25

tam 25 gun olmus yazmayali...iyi bir mazeret gerek diyorum kendi kendime ama yok biliyorum...yazmadiklarim yazacakalrimin teminati aslinda.hatta aslinda ben hep yaziyorum yolda giderken,sinava girerken hep birseyler var kafamda yaziim sunu die yaziorum da beynimde ama ne kagit var ne kalem elimde...ucup gidiyor tabii haliyle.mesela dun yazdim kafamda...tramway sohbetleri...diye uzun bir yazi ama simdi cekiniyorum harflere dokmeye cunku biliyorum dunun aynisi olamaz hic bir seklide...bide ozur dilerim blog cidden nete giremiyorum pek fazla...girsem de bes dakika skype, bes dakika msn,bes dakika facebook muhabbeti yapiyorum odev fln varsa onalra bile bakmiyorum ki hep oluyor nedense...neyse simdilik benden bu kadar eski formuma donunce gorusmek uzere

19 Kasım 2007 Pazartesi

gsjde,cujvgfzvnmcm;vodvjmnhvb ,..............................yazamiyorum bir turlu

11 Kasım 2007 Pazar


bir kaç gün pek çok şey değiştirdi muhakkak...korktuğum başıma gelmedi.her şey iyi gitti,üstümden koca bir yük kalktı,kalkan yükün yerini yenileri aldı ama olsun,inandım herşeyin bir sonu olduğuna...ve yine gerçekleşti,bir şeyi çok istedim oldu,ama istemek yetmedi tabii,uğraşmak gerekti,dolambaçlı yollar,korkutan sorular sonuç; yüzünde kararsız bir gülümseme ile bilmediği yollarda bilmediği kaygılarla ben,karanlığın içinden geçerken hoşçakal dedim gözyaşlarıma...

8 Kasım 2007 Perşembe

dün, bir arkadaşı mutlu etmek, ona kocaman bir "doğum günün kutlu olsun" demek vardı,biraz rezil oldu ama tamamlandı...başka bir arakadaşa hayattayım, hatırında mıyım? demek vardı, o da oldu...
bugün, görmek istediğim bir arkadaş,gitmek istediğim bir seminer vardı. elimdeyse başımı ağrıtacak dersler kaldı...
yarın,gidilecek bir "kuştepe" oyalamayın beni denilecek bir yetkili,yapılacak bir sürü ödev var...bir de gün doğmadan doğacaklar!

6 Kasım 2007 Salı

boz suskunluğunu...

bozmak elindeyse boz...ama söyleyecek güzel şeyleri unutacaksan konuşma diyorum kendime...ne zaman güzel bir şey varsa konuşacak, sırası gelmeden gölegeliyor bir şeyler...çok feci gölgede kaldık bu aralar,kafa karışıklığı içinde,bakarken hep ekrana dedim içimden; benim bir bloğum vardı!ama saatler süren ödevler...ekranla karşılıklı donmalarımız...baş ağrılarımız...bitmeyen şeyler...ve üstüne bir sürü karmaşa,stresin en acımasız hali,içime batan bir sürü bilgi.bazen hayata kendinizi bırakmak istersiniz ya öyleyim, ama biliyorum bir an bıraksam tekrar tutunamam...son günlerde ne çok düşündüm, hiç çıkış yolu bulamadım, ne kadar nefret ediyorsam belirsizlikten, o kadar içine girdim...küçücük düşünceler,dertler üstüne gittikçe kocaman olup içine aldı beni...keşke akışına bırakabilsem...ufff diyorum herşeye etrafımda dönen hayata,tamam kabul ediyorum,şu dakikalarda benden çok büyük dertleri olanlar var içinden çıkılmaz dertleri, kaosun içinde,ateşin altında kalanlar...ama bunlar iyi yapmaz ki beni,daha da kötü yapar halbuki...
birşeyler yazmak istedim...yazamadım galiba,ama kafam çok karışık...açtığım kapılar yüzüme kapanıyor...herkes anlayışsız...kimse kimseyi dinlemiyor.
ama kimseden nefret edemem ben, en fazla gıcık olurum,çok sık sesim titreyerek konuşuyorum bu günlerde...güçsüz müyüm? bilmiyorum. ağlamaklı? evet.
tesadüfler korkutuyor beni... umutsuzluğa düştüğümde beliren bir ışık korkutuyor-nasıl bir karanlık gelecek ki ardından?-ama bilsinler ben taviz vermem...taviz ise tek seçenek...hoşçakal derim hiç olmadı!ama denemeli önce tüm yolları.

18 Ekim 2007 Perşembe




ben bir kucuk akil kocaman kutuphane koselerinde...mekan buyuk...is buyuk ben kucucuk...bazen kaybolurum eski bir dergide bazen yolumu bulurum,ciltlerin icinde...
ve okul tam gaz devam ediyor...ama blog duragan...bayramda ozenle cektigim fotograflari bile eklemeye vaktim olmadi...aslinda vakit vardi belki ama halim yoktu...yada ikisi birdan...simdi gene ne imlaya halim var ne de kelime oyunlarina...sayfalarin...odevlerin...sokaklarin icinde kayolmus ben...vazgecmek zorund akaliyorum yavas yavas bu sene icin belirledigim hedeflerden...okul kapliyor hepsinin yerini...yeni yeni dersler...projektorlu ama oerdesiz amfiler...5 saat suren...baslamadan biten dersler...vefa(semt olan)..huzun.(duygu olan)...yorgunluk..falan filan...

10 Ekim 2007 Çarşamba

-hanfendi...o basinizdakini cikarip sapkayi ole taksaniz...
-(icimden)takarim takmam sana ne hem ben seni de takmam ki!... yenisin sen belli...takmam ben seni...hic birinizi takmam...ama kafama istediimi takarim sen karisamassin...dierlerde kariamaz...bak kizarim....ufffffffff...hem hanfendi kim ben diilim o kesin...ben hum yaaa...hanim da diilim efendi de diilim...gidin basimdannnn

garipti...10sn sora unuttum ama bloga yazmak icin aklimda tuttum...yaziim ki dedim...unutmiyim...bi gun okuyup gulim(agalincak halimize)...bi de yazdikalrim anlasilmio biliorum...dun sabahtan aksama kadar gezdim...bugun de...he arada bi de okula gittim..aman o da bi cesit gezme iste...

8 Ekim 2007 Pazartesi

oku..bugun...yarin hergun...Allahin adiyla oku...Allahin kelamini oku...
kadir gecemiz mubarek olsun...
gene korktum yollardan, gene sindim koseme...annem diyor ne var vefa da? gitmem lazim vefaya...kafam karisik gene, bir seyler okudum ruhum da karisti,yollar karisik, hersey karisik, merak ediyorum?kim hayal ettigi yerde bizim nesilde, ben?bilmiyorum hayal etmedikleri, hayalinden korktuklari yerlerde olanlardan heberim var ne yazik...keske olmasaydi, keske okumasaydim,keske gozlerim dolmasaydi...3 yil once olsa sevincten dolardi belki, ama simdi gecti...cok gecti. hayaller degisti, hedefler silindi...sonbahar yaprakalri gibi...ruzgar nerden eserse...salindik oylece..bosver be canim sikma canini gececek...alisacaksin belki...ama alisma sev mumkunse..gerci seviyosun belli ki ama alisamadin, neye alisamadin ki? alismayi deneme belki de sevmeye devam et sadece...birak hayat nasil akiyorsa oralarda sen de oyle ak..

bi resim vardı...üstünde yalnızlık...kararsızlık...bu da benden geldi

bekledim
seni çok
saat vardı
kolumdaydı
sahil yolundaydı
geç kaldın
bensiz kaldın
nefessiz kaldın
hevessiz kaldın
geç kaldın
sessiz kaldın
umutsuz kaldın
hayalsiz kaldın
geç kaldın
gerçeksiz kaldın
gereksiz kaldın
bensiz kaldın...

6 Ekim 2007 Cumartesi

bir sürü şey...


okul başladı. henüz hiç derse girmemiş olsam da başladı...sayın rektörümüz!konuştu adet yerini buldu...yalnız sanki bu sene olay yoktu. ben bile şaşırdım.
ders seçmekti,şuydu, buydu derken karışmış olan kafama bir de bu sene dahil olmayı düşündüğüm etkinliklerle ilgili çalışmalar takıldı...bugün osmanlı türkçesi derslerine başladım, minyatürde bayramda sonraya...sonra bisav var,kaydolmayı unutmassam eğer seminerlerine katılacağım
ama nedense bunlara enerjim var mı emin değilim tek bildiğim cok istediğim...
birde geçenlerde asfa mmd'nin iftarına katıldım organizasyon da, katılım da beklediğimden iyiydi buna da şaşırdım...artık şa şırmadan hayatın akışında kaybolmadan o akışta var olmak istiyorum...

şimdi seyreyliyorum seni
ey hayat
bana sun güzelliklerini
neşeli masallar anlat
mavi ile yeşil buluşsun gözlerinde
renklerin ahengi
sen ve ben
dalalım uykuya masallarında
ah hayat
üzme beni artık
neşeli masallar anlat
sırça köşkü
gizemli ormanı
renk renk çiçeklerini
sevdiğin herşeyi
bana neşeli masallar anlat
gel hayat

29 Eylül 2007 Cumartesi

bugun benim icin cok ozel bir gun...hayatta cok deger verdigim insanlardan birinin dogum gunu, hayatin merkezine ozel gunleri koymasam da biliyorum...hatirlanmak guzeldir.nuriscim sen hep hatirliyrum, cok ozluyorum,simdi beraber olsak ne guzel olurdu, beraber pata yapar, berabe rkutlardik dogumgununu...sarkilar soylerdik beraber,kosardik cocuklar gibi, gezerdik, alisveris yapardik...bir suru sey, nuriscim nolur seneye burda ol...amerika cok uzak degil ucaga atladin mi 10 saat:)atla gel, esyalarini da yaninda getir...tebi aileni de:0ve bir daha gitme...cok ozledim, sana bir hediye hazirlamistim ama bloga koyunca cok feci bozuldu...renkler fln ters dondu, okunmuyor da, ama ustune tiklarsan yeni buyuk olarak acilir guzelce gorursun:)


27 Eylül 2007 Perşembe

bir bahar aksami....


gecen hafta ki yazamama durumumdan dolayi atlanmis birseyleri paylasacagim simdi...bu ramazanin en guzel iftarini ettik gecenlerde, kimisi 2 senedir kimsi bir kac aydir gormedigim arkadaslarim ve sultanahmet, muhtesem bi atmosfer....kimse olmaz mi yanliz kalirmiyiz...ya sogukluk olursa derken baslayan ve hic bitmesin dedirten saatler, cok seviyorum ben arkadaslarimi, beni sevenler de var iclerinde mutlaka...o sohbet ortami, eski gunlerdeki gibi, sicacik, ne yemek muhim benim icin ne baska sey, herkes benle hemfikir degil belki ama olsun, hersey cok guzel,..hatirlamak ve de nelere guldugumu, nasil kendimi kaybettigimi, neden onlari boyle cok ozledigimi...hissetmek derinden sultanahmeti, namazi...ve tadini farketmeden sohbet arasinda icilen kahveler,bir de takintim var sevmem takim olmayan birsey, fincan ve tabagi uyumsuz, ama bosver... sekersiz sevmem ben ama olsun, cok seker var etrafimda...ve gece biterken bogazdan esen ruzgarla, icim sicacik...uskudar guzel...deniz guzel, hersey guzel bana bu gece...eve gec kalmak bile guzel...simdi hizlica yazdim kusurlarim affola, bekleyen bir arkadas var zira,unuttum gene klavyeyi bosver....bir bahar aksami caliyor simdi fonda...sonbahar da bahar degil mi?

26 Eylül 2007 Çarşamba

bir gün

dün okuldaydım...aylar sonra sabah erkenden kalktım...otobüsde kitap okudum, vapurda mide bulnatısıyla,boğazın dalagalarını izledim...sirkecide güneş parlarken yüzümde, ben bu şehri seviyorum dedim, pis havası temiz gibi geldi ilk kez, özlemişim...tramvay sıkış tıkış değildi Alahtan sinirlenmedim...önce çemberlitaşta bir han aradım sokak sokak gezip...halbuki cadededeymiş. sonra laleli, ben beyazıd desemde...ve o kapı, yeni güvenlik görevlileri bile kızdıramadı beni, özlemişim okulumu...çok erken gitmişim dolaştım öylece...gezdim kat kat...girdim ilk kez gördüğüm amfilere... izledim, dar sokakları,kocaman pencerelerden...sonrasını anlatmayayım, hep kalabalık, hep bekleme, hep bürokrasi...sevmediğim şeyler yani...sevdiğim kocaman pencerelerin önüne konan güvercinlerin kararsız hali, gitmeli mi gitmemeli mi?...

24 Eylül 2007 Pazartesi


çektiğim bir resim...iç içe geçmis halime tercuman olsun diye...
yazacak cok sey vardi son gunlerde, iyi seyler, kotu seyler...yazmaya bazen vakit yoktu bazen istek...bazense bilgisayarin basina gectigimde yazmak icin, hep yapilacak baska seyler cikti...bir hediye hazirlandi...bazi isler halledildi...arkadaslarla konusuldu...bir dolu sey...ama icinde bloga yazmak yoktu, oysa yazacak cok sey vardi...simdi de daha fazla ertelemeden, klavyeyi turkceye bile cevirmeden,oylece eski bir dftere yazar gibi...hoscakal blog,yakinda gorusmek uzere....

16 Eylül 2007 Pazar

başım ağrıyor...

bugün bir enteresanlık mevcut bende ben mi orucu tutum oruç mu beni emin değilim. başım ağrıyor... midem bulanıyor...sanki her an düşüyorum...şekerim mi düştü nedir anlaşılan ben bu ay oruçtan başka birşey yazamayacağım...düşünemeyeceğim...çok yazık...hayır orucun bendeki asıl yan etkisi bu değil...keşke olsa...asıl sorun bende oluşturduğu sinir ve duygusallık durumu...her şeye aşırı tepki veriyorum...2 gündür 2 aydır ağlamadığım kadar ağladım,bağırmadığım kadar bağırdım...ilk iki gün müthiştim. 3.gün fos çıktım kısacası...biran önce kendime gelmem lazım...şuan anladığım kadarıyla bir diğer yan etki de yazamamak olsa gerek...saçmalıyorummmmm

15 Eylül 2007 Cumartesi

my tears
raining in to my heart
as a rainfall
so hard
so short
can`t stop
can`t name
what`s hapenning
inside me...
just need something
something
could help me
could get me up
just like a baby
like firs step
happy
worried
new
so real...